Alagözlerin arka plan viyuuuv sesi
Benden 8-9 yaş genç olan kimse benim Selçuk ve Rana Alagöz sevgimi anlamadı. Keşke biraz daha 70′lerde doğsaymışım, keşke kendi pikabım olsaymış dedirten bir müzik bu. Rana Alagöz’ün sesinde tarifinde zorlandığım bir çekicilik var. Sanrım gırtlağınının bizim alıştığımız bir boğumundan çıkmıyor ses. Şaşırtıcı melodiler ve yorumları var.
Ancak bence müziklerindeki en enteresan yorum arka plandaki org sesi. Bilindiği gibi o yıllarda orglar şimdiki gibi kuş sesinden bok sesine kadar her şeyin mükemmel taklitçisi cihazlar değildi. Hele tek başına orkestra hiç değildi. O yüzden piyanist şantörlerin doğması 80′li yıllara kadar sarktı.
O zamanlarda icat edilen orgların keman gibi kendine özgü bir sesi vardı. Başlı başına bir enstrümandı, bugünkü gibi kişiliksiz taklitçi değil. O aletin belki de en özgün kullanımı Alagöz şarkılarıydı. Melodilerin arkasında sürekli olmasa da olur bir ses dinliyordunuz viyuuuv vijuuuv diye. Bu seslerin ne olduğunu tam olarak bilemiyorum, sebebini, neyin boşluğunu doldurduğunu da amatör bir dinleyici olarak algılayamıyorum. Keşke günün birinde bize anlatsa bunun sebebini Selçuk Alagözle birlikte.
Ama bugünün uptak çıstak elektronik divalarıyla karşılaştırıldığında viyuuv bize çok hoş gelmesi gereken bir bireysellik ve yaratıcılık taşır içinde. Bunu da bilelim.

No related posts.
Shortlink: