Ayan.Org

Sizin henüz bilmediğiniz bir şeyler…

Anti-Darwinism’in dine zararı

Din kelimesini tartışmaya açmak çok tehlikeli. Ama konu iletişim olunca biraz biraz her şeyi tartışabilmek lazım. Zaten konumuz temelinde din iyidir, kötüdür, hoştur veya değildir değil. Yapılan iletişim yanlışlarını ortaya koyabilmek…

Biz küçükken din konusu tartışılır şeylerin başında gelmezdi. O zamanlar büyüklerimizin “gomonist” diye tanımladığı bir kitlenin dışında kimse Allah var ya da yok konusunu tartışmaz, hele basın yayın organlarında dile getirmezdi. O zamanlarda Darwin daha doğmamış ya da evrimle ilgili teorilerini ortaya koymamış da değildi fakat dini kesimin Darwin’e karşı tavır aldığını bilmezdik.  Darwin evrimle ilgili bir şeyler söylemiş bir kişiydi hepsi o.

Sonra ülkemizde Darwin iyi mi kötü mü tartışıldı, ardından Darwin sahtekar veya şobalak mı, yoksa büyük bir bilim adamı mı konusu gündeme geldi. Biz ondan sonra Darwin’in on yıllar boyu Amerika’dan Avrupa’ya kadar birçok bölgede tartışmaya açıldığını gördük. Ardından Darwin konusunu gündeme getiren internet siteleri birer birer kapanmaya başladı. Onun da ardından hiç olmayacak bir şekilde TÜBİTAK gibi on yıllardır devlet tarafından bilimi yaygınlaştırmak amacıyla sübvanse edilen bir derginin konuya (her ne kadar onlar aksini iddia etse de) karşı taraf olarak yaklaştığını gördük.

Peki iyi mi yaptılar? İşte benim bu kadar laf salatasından sonra tartışmaya açmak istediğim soru bu. Eğer dini iletişimi yapılması gereken bir kurum olarak inceleyecek olursak olayın içinde yanlışlar olduğunu söylemeliyiz. Hemen taşlamayın başı ve sonu olmayan evreni ve insanları yaratmış da olsanız her kişi ve kurumun, Tanrı’nın bile iletişime ihtiyacı vardır. Aksi takdirde kitapları indirmez oku emrini verir gibi bil derdi ve hepimiz kafamızda bir takım bilgilerle doğardık. Kitaplara gösterilen özen, onların indiriliş ve saklanış biçimleri gösteriyor ki iletişim Tanrı için dahi çok önemli…

Ne var ki konu Darwinizm olunca bu mükemmel iletişim planında aksaklıklar doğuyor: Yaratılışa inanan kesim, Darwin’i bir tehdit gibi görerek onun söylediği her şeyi temelden yalanlıyor. Darwin’in söylediklerini günah ve Tanrı tanımazlık olarak tanımlıyor. Hedef olarak konan kişinin yanında duran, onun fikirlerini paylaşan herkesi de düşman olmakla suçlamaktan da geri kalmıyor.

Yüz binlerce yıllık putların üstüne oturtulmuş, krallar ve kelleler alıp vererek bir noktaya gelmiş din kavramının bu kadar kolay ve küçük bir ismi kendine rakip olarak belirlemesi çok yanlış. Büyük şirketlerin iletişimiyle uğraşmış olanlar bilirler ki kimi zaman küçük rakipleri görmezden gelmek, onlar size ne derse desin duymamak en doğrusudur. Çünkü büyükler kendilerine denk kuvvetlerle kavga etmek durumundadırlar. Neden? Çünkü çok büyük çok küçükle kapışırsa asla kazanma şansı yoktur. Eğer yumruk atar ve küçüğün burnunu kanatırsa herkes sizi orantısız güç kullanmakla suçlar. Eğer küçük büyüğün saçını bile çekecek olsa kahraman ilan edilir ve büyük yerin dibine sokulur.

İşte bu anlamda mesajımıza gelelim: Ey dinle yakından uğraşan insanlar! Neden kendinize Darwin ve Darwinism’i rakip olarak alıyorsunuz? Neden Tanrı’nın varlığını bu koşula bağlıyorsunuz? Normal şartlarda bu iletişimden haberdar olmayan biri Tanrı’nın varlığının bilimsel olarak sorgulanmasını aklının ucundan bile geçirmez. Ama siz böyle bir evrimsel koşul koyarsanız evrimin alacağı her başarı Tanrı’nın varlığını sorgulatır. Ve günün birinde evrim teorisi, DNA vesair yollardan geri dönüşsüz olarak kanıtlanırsa o zaman “zaten İncil’de yazıyormuş” “zaten Tevrat’ta bu konuda bir bölüm varmış” deme şansınız ortadan kalkar.

Öyle ya da böyle… Din kendi iyiliği de dahil olmak üzere birçok sebepten bu konuyla barışmayı öğrenmelidir. Elbette bu konuda atılacak her adım onun kaybı olarak gösterilebilir ama ileride, geri dönülmez noktada yaşayacağı kayıp ve hayal kırıklığı çok daha yüksek olacaktır.

Rating 3.00 out of 5
[?]
Categories: Düşünü.Yorum