Amerika’nın buhran yılları. 1940 – 1980 yılları arasında bu konunun işlendiği roman ya da film mutlaka en az bir ödül almıştır. Konu çok gerçektir, yakın tarihtir. Amerika’nın ta kendisidir. Birazcık buhran çıksa hemen dönüşebilecek halidir. (krizsel gönderme)
Türkçe’ye Atmları da Vurururlar adıyla çevrilen They Shoot The Horses Dont They isimli film işte bu buhran yıllarından inanılmaz [...]
Diyelim ki bir iş görüşmesine gittiniz. Kendinizi beğendirmek istiyorsunuz. Ana amaç (günümüz kriz ortamında) işe girebilmek, ikincil amaçlar mümkün olduğunca yüksek avantaj (maaş, sosyal haklar, vs…) elde etmek. Toplantıdan çıkarken sizin neyinizden bahsedilmesini isterdiniz? Eteğiniz ya da sakalınızdan mı? Çantanızdan mı? Oturuşunuzdan mı? Zekanızdan mı? Sorunun doğru bir tek cevabı yok. O yüzden buraya takılmayın. [...]
Tarihin en rahatsız edici filmi gerçekten… 4 adam şehirden kaçıp dağlarda kanoyla gezmeye, macera aramaya giderler. Macerayı da bulurlar: Birkaç dağ adamı gelip onları yakalar ve önce içlerinden birilerine tecavüz eder. Tecavüz etmekle de kalmaz aşağılayarak tecavüz ederler (tecavüz ederken domuz gibi bağırmalarını isterler mesela) (tecavüz edilen adam da buna uyar). Çok acayip bir filmdir. [...]
Ben Gizli Kadınlar Örgütü diye hayali bir kitap yazıp kadınların tamamının aslında gizli bir örgüt olduğunusöylediğimde insanlar bana çok güldüler. Olur mu öyle şey neden bahsediyorsun sen dediler. Doğal olarak inanmadılar. Ama az önce öğrendiğim şey aslında bir gizli örgütün muhtemel varlığının en büyük ispatlarından biri.
Kadınlar kendi aralarında bir karar almışlar ve birbirlerine FaceBook üstünden [...]
Star Wors’un yeni serisi gösterime girdiğinde sonunu bile bile neler olacak diye seyretmek diye bir kavram girdi hayatımıza. Son serinin son filminin ortalarından itibaren e o kadar Jedi şövalyesi nereye gitti diye sormadan edemedik kendimize. Sonradan ortaya çıktı ki meğerse 66. emir diye bir şey varmış. Şerefsiz Sith Lordu 66. emiri yerine getir deyince Jedi [...]
İlk arama motorları çıktığında “ne işe yarayacak lan bu” diyenler vardı. Çünkü o zamanlar zaten birkaç tane internet sitesi vardı, onların da adresini biliyorduk zaten. İlk arama motorları da sadece gavur sitelerini arıyordu. Hatta içinde Türkçe karakter geçen sonuçları bile doğru dürüst geçiremiyorlardı.
Sonra gençler bir araya gelip güzelim arama motorları icat ettiler. Arama motorlarının birinci sayfasında [...]
Candan Erçetin şirin bir şarkıcımız… Yıllardır müzik piyasasının içinde. Genellikle menşei olduğunu düşündüğüm Rumeli yöresinden şarkıları apartıp güzel Türkçe sözlerle bizlerin aklına sokuyor, gerektiğinde Fransızca gerektiğinde Yunanca sözlerle bizlere sunuyor. Kendisi hiçbir tü kaka magazinsel haberin içinde şimdiye kadar yer almayarak önemli bir rekora da imzasını attı. Sertab kadar çok satmıyor ama ismi lazım değil [...]
Milliyet gazetesi masumane bir haber yapmış ve bundan sonra internetten korsan müzik indirenin hattı kapatılacakmış. Haberin içinde bunu biz uydurmadık Sarkozy icat etti aslında, aman da ne güzel olmuş bunun yapıldığı Fransa’da albüm satışları patlamış sanatçılar zengin olmuy göklere çıkmış gibi “haberi yukarı çekici” unsurlar var. Milliyet ve ona bu demeci veren MÜ-YAP muhtemelen çok [...]
Ajda Pekkan, Belkıs Özener… Birisi batıyı biri ülkenin ta kendisini temsil ediyor. Birisi hala meşhur milyonlarca kaset yapmış albüm yapmış daha da yapıyor. Diğeri bu sıralarda eskilerde söylediği binlerce şarkıdan 15 tanesini bir albüme tıkıştırmış onu satmaya çalışıyor.
Ajda kendisi bizzat oynuyor filmlerde. Kendi sesiyle kendi saçı ve makyajıyla. Hiç de sırıtmıyor. Çünkü o zaten filmlerde [...]
Üçüncü Şahsın Şiiri isimli eserinde şiirin alakasız bir yerinde “Jezebel kanlar içinde yatardı” der Attila İlhan. Şiir güzel ve duygusaldır. Kimse sorgulamaz kimdir bu Jezebel niye kanlar içinde yatar diye… Oysa adı İncil ve Tevrat’ta geçen bir kral karısıdır. Kanlarını köpekler içmiş, bütün zamanlarda lanetlenmiştir.
İsmi İzabel isminin de temelidir. Kelime anlamı Prens Baal mevcut demekmiş. [...]