Browsing » Düşünü.Yorum

Türkçülüğün neyle alakası yok?

Ziya Gökalp, 1923 yılında uzun yıllar üstünde çalıştığı Türkçülüğün Esasları kitabını yayımladı. O zamanın şartlarıyla Türkçülüğün ne olduğunu anlatmaya çalıştı. Ben tersinden gidiyor ve onun eseri içinde Türkçülüğün ne olmadığı anlatan bölümleri sizinle gelecek tartışmalara yön vermesi anlamında alıntılarla sunmak istiyorum. Irkçılık değildir. Zira ırk kelimesi, gerçekte zoolojinin bir terimidir. Her hayvan türü anatomik özellikleri [...]

Kendini sosyal medyada yaban hissedenlere

Webde kendiniz gibi birilerini bulamıyor musunuz? Bulduğunuz kişilerin düşüncelerine katılamıyor musunuz? Daha sığ mı geliyor insanlar size ve nedenini anlayamıyor musunuz? Yakup Kadri’nin yazdığı Yaban isimli romanı biliyorsunuzdur. O romanın bir açıklamasını vermek, bazı şeyleri yeniden düşünmenizi sağlamak istedim: Köylülere göre bir yabandır Ahmet Celal. Konuşması, tavırları, giyimi, düşünceleri, duyarlığıyla onların dünyalarının dışındadır. Kafasındaki, benliğindeki acılardan [...]

Unutma! Sen sadece bir insansın

Respica te, hominem te memento. Respica te, hominem te memento. Respica te, hominem te memento. Respica te, hominem te memento. Respica te, hominem te memento. Respica te, hominem te memento. Respica te, hominem te memento. Respica te, hominem te memento. Respica te, hominem te memento. Respica te, hominem te memento Roma imparatoru şehre giriyor. Herkes [...]

Sansüre Karşı Yürüyüş Basın Analizi

17 Temmuz günü yapılan İnternet Yasaklarına Karşı Yürüyüş, 18 Temmuz’da 6 farklı gazetede orta ve küçük boyutlarda haber oldu. Haberlerin çıkış sayıları ve bunların genel sebepleri konusunda ufak bir analiz yapmaya çalıştım. Umarım bu ve bundan sonraki etkinliklerde herkesin işini görür… Haberin oluşma saati ne yazık ki haberlerin tüm Türkiye gazetelerine girmesini sağlamaktan uzaktı. Saat [...]

İnternet yasaklarına karşı yürüyüş

Bu yazı internet yasaklarına, sansüre karşı Taksim’de planlanan yürüyüşten önce, bu konuda herhangi bir fikre sahip olmadan, bilimsel temellere dayanmadan, bu yürüyüşü övmek ya da yermek amacı taşımadan, yanında, içinde ya da karşısında olmadan yazılmış bir “deneme”dir. Bu yürüyüş bir sosyal aktivitedir. Belli kesimlerin kafasındaki belli düşünceleri değiştirmek, algıda farklılık yaratmak, dolayısıyla bir kesimin davranışlarında değişiklik sağlamak [...]

5 bin lira mı vereyim 5 milyon mu?

Bilimsellikten uzak bir yazıyı çok tepki çekmeden nereye yazabilirsiniz ki? Tabii ki blogunuza. Bunu bir takım insanların söylemesi gerekiyordu, iki yıl kadar izin verdim herkese… Kimse söylemeyince ben söylemeye karar verdim. Sosyal medya dediğimiz ve göklere çıkardığımız şey neydi? En kaba tabiriyle bir ürün veya servisle ilgili bilgiyi geniş kitlelere yaymanın değişik bir yolu. Bilgiyi [...]

Yasak yere girebiliyor olmak suç mudur?

Youtube yasaklarıyla ilgili kafaları kurcalaması gereken birkaç küçük soru: Bir şeyi yapmayı yasakladıktan sonra ona erişimi engellemek devletin görevi midir? (mesela adam öldürmek yasaksa tabanca almak imkansız hale getirilmeli midir?) Bir şeyi yapmayı yasakladıktan sonra devletin tüm imkanlarını kullanmaması, insanların bu yasağı delecek yeterliliğe sahip olması devletin ihmali yüzünden insanların cezasını düşürür mü? Kamu hizmeti [...]

Google’ın sorunu dünyanın büyük olması

Google yakında kapıyı kilitleyip dükkanı kapatırsa sakın şaşırmayın. Türkiye’de bir dava, Afganistan’da bir dava. Çin’de bir dava. Avustralya’da bir dava. İş mi yapsın davalara mı baksın bilemez pozisyona geldi. Yakında dünyanın en büyük arama motoru ve avukatlık şirketi haline dönüşebilir.

450 milyar dolarlık bir cihaz

Steve Jobs yine oyunu bozdu. “Her şey bir kez daha yeniden başlıyor” başlığıyla duyurdukları iPhone 4 ile oyunun kurallarını kendi lehine değiştirdi. Dün yapılan sunumdan çıkardığımız noktaları sizlerle paylaşmak istiyorum: iPhone ilk kez avuç içi kamera modunda kullanılmaya başlanacak. Geçmişte fotoğraf çekse de olur olmasa da olur modundaki yaklaşım artık ben HD film çekiyorum yaklaşımına [...]

Sansürlü bir hafta sonunun basın anatomisi

3 Haziran 2010 Perşembe günü internet dünyası Google’ın bazı hizmetlerinin çalışmamasıyla çalkalandı. Rivayet oydu ki devletimiz, TİB kanalıyla internete yeni bir dalga sansür daha getirmişti. Youtube olayının arkasından bu kabul edilemezdi. Buna karşı bir an önce önlem alınmalıydı. Cuma günü Yeni Şafak Gazetesi konuyla ilgili hayata geçirilen Anadolu Ajansı kaynaklı Google’a Erişim Yasağı başlıklı haberde [...]

Nanoteknolojik bir futbol hikayesi

Bu hikaye, şu anda yazmakta olduğum Nanotanrılar kitabından bir bölümdür. Nanoteknolojiyle üretilmiş nanobotlar; insanlığın iyileşmesi ve daha iyi yaşaması için üretilmişlerdir. İnsanlar onları kontrol ettiklerini düşünmektedir. Günün birinde kontrolden çıkacaklardır. Ancak bu hikayenin geçtiği dönemde henüz kontrolden çıktıkları bulunmemektedir. Bu insanlık için bir sonun başlangıcı hikayesidir.

Dijital PR Performansı

Bir lastik firmamız, sosyal medya üstünde performansını yükseltmek için bir aktivite düşünmüş. Buna göre siz internette blogunuza performansla ilgili bir yazı yazıyorsunuz. Yazının neyin performansıyla ilgili olduğu bu şirket için farketmiyor. Seks performansıyla ilgili de olabilir, şu anda benim yaptığım gibi onların PR dünyasına bakış performansının yanlışlığıyla da… Ödül olarak sitenin performansının artmasını sağlayacak şeyler [...]

Sosyal medya insan gibi hissettiriyor

Hele ki işiniz internetse, sosyal medyaysa… Bir süre sonra herşeyi iş olarak algılamaya başlıyorsunuz. Mesela sosyal medyayı sadece bir internet sitesi olarak görmeye başlıyorsunuz. Siteye bakınca reklamlar, bilgi ulaştırılacak kişiler, veri ambarı, html kodları ve üstünde yaratılacak “business modelleri” görüyorsunuz. Ama sosyal medya bu değil! Dün hızla 40 yaşına girdim. Toplu olarak baktığınızda farklı medyada [...]

Yemek Sepeti’ndeki hainler

İsa’nın son yemeği insanylık tarihinin en bilindik ikonlarından biridir. İsa bu son yemeğinde havarilerine içinizden biri beni inkar edecek, birisi bana hainlik edecek, birisi beni reddedecek öngörüsünde bulunmuştur. Tabii ki bu öngörü doğru çıkmıştır. Bu yazı için fikir geliştirirken bende direkt olarak bu son yemek çağrıştı… Yemek Sepeti Türkiye’nin kendi içinde yarattığı en büyük, orijinal ve nevi [...]

Hz. Muhammet resmi herkesi aptal yaptı

Aptallık, sanılanın aksine doğululara veya batılılara özgü bir şey değildir. Montesquieu’nün meşhur “theorie des climats” yaklaşımı konu aptallık olunca çalışmaz. Zeka yaşı iklimlere, eğitime veya inanışa bağlı değildir. Hazreti Muhammet’in karikatürü herkesin ne kadar aptal olabileceğini ortaya çıkardı. Bilindiği gibi bir karikatürist onun resmini çizdiği için ölüm tehdidi almıştı. Bu karikatürde açıkça saldırı vardı. Bir toplumun [...]

Digiturk’ten mükemmel bir reklam

Bazen güzel şeyler görünce içi ısınır ya insanın… Ama sadece güzel değil, akıllıca. Keşke ben düşünseydim diye içinizin oynayacağı bir şey. İşte bu o. Digiturk bir reklam yapmış. Televizyonlarda oynayan reklamın internet yansıması aslında. Bilindiği gibi yıllardır bir gram tat almak için kemirip durduğumuz Lost diye bir dizi var. Onun son bölümünün dünya ile aynı [...]

275′e 44 boyutlarında tarih yazmak…

İnterneti daha yaşanır hale getiren, herkesin burayı geliştirmesini sağlayan, internetin öncesi ve ahiri nedir? Her medya ortamında olduğu gibi reklam. Tabii ki reklam. Dünyada internetin başlamasıyla birlikte başlayan reklam çalışmaları, Türkiye’de kurumsal içeriğin ortaya çıkmasıyla kendini gösterdi. Ama hiç merak ettiniz mi ilk reklamlar nerede çıktı? Bunları kim verdi? Nereye verdi? Yıl 1997. Şubat ayları. [...]

Herkesleri vururlar

Amerika’nın buhran yılları. 1940 – 1980 yılları arasında bu konunun işlendiği roman ya da film mutlaka en az bir ödül almıştır. Konu çok gerçektir, yakın tarihtir. Amerika’nın ta kendisidir. Birazcık buhran çıksa hemen dönüşebilecek halidir. (krizsel gönderme) Türkçe’ye Atmları da Vurururlar adıyla çevrilen They Shoot The Horses Dont They isimli film işte bu buhran yıllarından [...]

Sosyal medyada nerenizden bahsedilsin istersiniz?

Diyelim ki bir iş görüşmesine gittiniz. Kendinizi beğendirmek istiyorsunuz. Ana amaç (günümüz kriz ortamında) işe girebilmek, ikincil amaçlar mümkün olduğunca yüksek avantaj (maaş, sosyal haklar, vs…) elde etmek. Toplantıdan çıkarken sizin neyinizden bahsedilmesini isterdiniz? Eteğiniz ya da sakalınızdan mı? Çantanızdan mı? Oturuşunuzdan mı? Zekanızdan mı? Sorunun doğru bir tek cevabı yok. O yüzden buraya takılmayın. [...]

Tarhin en rahatsız edici filmi: Deliverance

Tarihin en rahatsız edici filmi gerçekten… 4 adam şehirden kaçıp dağlarda kanoyla gezmeye, macera aramaya giderler. Macerayı da bulurlar: Birkaç dağ adamı gelip onları yakalar ve önce içlerinden birilerine tecavüz eder. Tecavüz etmekle de kalmaz aşağılayarak tecavüz ederler (tecavüz ederken domuz gibi bağırmalarını isterler mesela) (tecavüz edilen adam da buna uyar). Çok acayip bir filmdir. [...]

« Previous Entries