Ayan.Org

Sizin henüz bilmediğiniz bir şeyler…

Evrensellik balonu

İnternet evrensel ya… Onun içindeki herşeyi de hemen evrensel yapalım. İşte bizim mantığımız böyle çalışıyor.

Öncelikle şunu söyleyelim: İnternet evrensel değil, onun içindeki bit ve byte alışverişi evrensel. Onun içindeki kurallar, onun içindeki alışkanlıklar ülkeden ülkeye, yaş grubundan yaş grubuna ve hatta bir takımın taraftarından diğerine farklılıklar gösteriyor. Birinin ak dediğine diğeri kara diyor. Birinin yapmaktan zevk aldığı, diğerine zul geliyor. Birinin başardığı diğer tarafta bütün zamanların en büyük yanlışı olarak ortaya çıkıyor. Ama gelin görün ki şu anda internet ağzına kadar tek tip batılı bir ülkenin insanları tarafından dolu olduğundan o insanların yığıldığı her şey “evrensel başarılı uygulama” olarak ilan ediliyor. Doğru bir şey mi bu? Haydi canım siz de…

Pazarlama dünyasının içine paraşütle internetten değil okuldan girenler bilir, pazarlamanın evrensel kuralları yoktur. Şimdi tekrar saymayalım yukarıdaki laf salatasını işte, her kitlenin farklı bir pazarlama tekniğiyle ulaşılma isteği var. Fakat gelin görün ki dışarıdaki parlak gençler bunun farklı olduğunu düşünüyor.

Gelin parlak gençleri tanımlayalım: Parlak gençler çoğunlukla bilgisayarda ingilizce öğrenmiş, hayata dair duruşunu Wikipedia’dan aldığı bilgilerle oluşturmuş, ona sunulan guruları geri çevirmemiş ve daima kendinden daha az teknolojik görünenler tarafından “ne kadar zeki ve çağdaş bir çocuk” şeklinde şımartılmıştır. Bu yüzden de onun söyledikleri çağı yakalamak olarak tanımlanır. Nasıl orta yaş krizi yaşayan insanlar bir anda spor ayakkabısı üstüne kot pantolon çekmeye başlar ve bunun kendini genç hissettirdiğini düşünürse… İnternette parlak gençlerin şirkete yaptığı da bu. Yılların geleneksel yapılı şirketleri ölçülü bir yapılanmaya gitmek yerine internette viral pazarlama yaptıkları zaman kendilerini uzay şirketi sanmaya başlıyor.

Sevgili şirket sahipleri… Hemen dijital hayat içindeki PR ajanslarıyla görüşmeye başlayın: Size öncelikle bu iş dünyada nasıl yapılıyor filmlerini göstermeye başlayacaklar. Almanlar nasıl birden bire sokakta flash mobbing yaptılar, Amerikalılar nasıl insanları dostlarından bir hamburger menüsü karşılığında ayırdılar filmleri su gibi akar önünüzden. Siz ne oluyor ne bitiyor demeye kalmadan bir kova bilgiye maruz kalırsınız. Size satılan “bakın ne kadar çok insan bunu sevmiş demek ki size yaptık mı dünya para kazanırsınız” kavramıdır. Oysa Amerikalının sevdiğini Türk sevecek diye bir şey yoktur.

Bir örnek… Amerikalı dahiler Burger King için bir kampanya hayata geçirmiş: Demişler ki gelin dostlar Facebook’dan her sildiğiniz 20 kişi için size bir menü verelim. Hoop binlerce kişi silmiş bu da inanılmazmış. Dostlarından çok seviyorlarmış Burger King menüsünü. O zaman…

O zamanı bu zamanı yok. Yapılan Türkiye için güzel bir şey değil. Amerika için dahiyane mi o kadar tanımıyorum o ülkenin iç dinamiklerini. Bir kişiyi dostundan ayıracak kadar güzel menü yapmak mıdır tartışılan yoksa bir nevi terbiyesizlik midir bu olaya bu şekilde bakmak lazım. Ama her ne yaparsanız yapın bu olaya “bunu yapmayan hatta anlamayan çağ dışıdır” şeklinde yaklaşanlara prim vermeyin. Para da vermeyin. Sırtınızı size dönmek suretiyle gidebilecekleri bir istikamet verin.

Rating 3.00 out of 5
[?]
Categories: Dijital PR