helo ayem fransız matyuu

Eskiden Açık Öğretim Fakültesi vardı. Televizyondan dersler verilirdi. Bu dersler arasında vergi hukukundan tutun da otel işletmeciliğine kadar bir kova acayip şey olurdu. Ama biz zamane çocuklarının en sevdiği ders İngilizceydi. Çünkü İngilizce bayağı tiyatro gibi bir şeydi ve bize İngilizceyi sevdirerek öğretme gibi amacı vardı. Oradaki şovun da en sevdiğimiz parçalarından biri Francis Matthews yazılan ama bizim fransız matyuu olarak okuduğumuz abiydi.
Çok kendinden emin bir tipi vardı. Hepimiz onun söylediklerini onun ardından tekrarlardık. Bir egzersiz için konuştukları vardı bir de normal konuştukları. Yavaş yavaş konuşurken onu tekrarlayabiliyorduk ama normal insanlarla konuşurken manyak gibi oluyorduk. Sonra da uydurmaya başlışyorduk tabii. Aydidındudetdörk gibi kelimeler dökülürdü ağzımızdan. Sonra onları ezberleyip sokağa çıkıp maç yaparken filan tekrarlardık.
Geçtiğimiz günlerde domuz gribinin yaygınlaşmasıyla dersleri televizyondan canlı olarak verelim ki kimse geri kalmasın diye bir şey çıktı ya. Bir anda aklıma fransız matyuu geldi. Acaba şimdi nerededir ne yapıyordur diye düşündüm. İnternetten arayıp buldum onu (fransız matyuu deyince çıkmıyor söyleyeyim de…) Meğer adam öğretmen değilmiş (Vallahi billahi ben öğretmen sanıyordum onu) Meğer şahane bir İngiliz aktörüymüş kendisi. Biraz itilmiş kakılmış bir abi olarak öyle aman aman başrollere çıkamamış o yüzden bendeki öğretmen imajı pekişmiş. Öyle ya şimdi bir iki filmde onu görsem derdim ki lan bizim hoca televizyonda. Beş altı kere görsem lan yoksa hoca değil mi bu adam moduna girerdim.
Öğretmenler günü olsa da kendisine bir buket çiçek verebilsek… Canım hocam çok yaşlanmış. Hala ele güne muhtaç dizi filmlerde oynuyor. Şurada iki eşek bir araya gelip de buyur hocam senin için huzur evi tuttuk gel otur kemiklerin ısınsın da demiyor. Hayırsız bu insanoğlu…
No related posts.
Shortlink: