Kızılderililer Mavi Kovboylar Helikopterli
Öncelikle kişisel duygularımı söyleyeyim: Seyrettiğim en ihtişamlı filmlerden biri. Bunu filmden çıktıktan 13 dakika sonra söylüyorum. İnanılmaz bir tad bırakıyor insanın ağzında. Bu kadar gerçekçi bir dünya yaratılacağını düşünemezdim. Filmin sonuna doğru bir dakika bunlar CGI diyebildim ve kendimi buna ikna etmek zorunda kaldım. Çok inanılmaz ince detaylar var filmde: Aslında varolmayan helikopterler havalanırken uçuşan şapkalar, 4 parmaklı yaratıkların arasında insan genine sahip olduğu için 5 parmaklı avatarlar. Büyük bir film. Üst üste 10 kere sıkılmadan seyrederim diyeceğiniz yapıtlardan.
James Cameron büyük adam. Çektiği küçük film yok gibi. Terminator, Aliens, Abyss (filmin düşük gişe yapması onu küçültmez), True Lies, Titanic… Yaptığı her şey çok büyüyor sinemaya farklı bir soluk getiriyor. Avatar da onlardan biri. Cameron’un amacı Titanic rüzgarının arkasından Avatar’ı çekmekmiş. Ama bir hesap kitap yapmışlar, 400 milyon dolarlık çekim maliyeti çıkmış. Hiçbir stüdyo bu işe girmemiş. Eğer girselermiş biz 1999 yılında bu filmi seyrediyor olacaktık. Sonra 2002 yılında Yüzüklerin efendisinde Gollum’u seyrederken “tamam ya bu teknolojiyle olur” ve CGI ile filmi kurgulamışlar. 230 milyon dolara malolmuş. Yapılmış en pahalı filmlerden biri. (Ben daha pahalısını bilmiyorum ama neme lazım diye biraz muğlak bir ifade kullandım) Filmin sadece yüzde 40′ı gerçek çekim gerisi bilgisayar.
Filmin çekiminden önce tüm ekibi HAvai’ye götürüp tropik bölgelerde kamp yaptırmış ki filmin atmosferini tadabilsinler. Dedik ya rahatsız bir adam bu yönetmen. Avatar içinrde paso eski filmlerine göndermeler var: Aliens’taki içine insanın girebildiği robotik araçlar, Abyss filminin ışıltılı uçuşan yaratıkları, Terminator aksiyonları ve tabii ki Titanic çekim planları.
Özünde baktığımızda filmin senaryosu uzaydan gelmiyor: Amerikalıların (veya hangi ülkedense onların) yeni kıtaya geldiğinde kızılderililere yaptıklarının tıpkı kopyası. Önce “medenileştirmeye” çalış, sonra adamları bir yere itekle, orada yeni kaynak bulursan üstlerine çullan öldür sonra başka yere itekle… Amerikan tarihinin tıpkı kopyası. Tek fark, burada kızılderililer mavi, kovboylar ise helikopter kullanıyor. Hatta filmdeki helikopterlerin adlarının valkyries olması, Apocalypse Now filmini öylesine çağrıştırıyor ki bundan kurtulmanın tek yolu ana gemide saldırı sırasında kahvesini yudumlayan komutanın aşağılık gülüşünü seyretmek…
Avatarlar bildiğiniz kızılderili. Saçları, takıları, çığlıkları, ata kuşa binişleri, dansları. Ama çok iyiler. Çok da iriler. Bunu normal insanların çevresindeyken anlayabiliyorsunuz.
Bu film böyle bitmeyecek. Bu bir üçleme. Yüz kişiyle bunları yaşarlarsa kilosu 20 milyon dolar olan madeni almaya gelecek orduyla neler yaşanır siz düşünün. Cameron çeker çekmez o ayrı. Ama çok gişe yapacağı, ABD film endüstrisinin uçacağı kesin.
Bu film Oscar alır. Ama size saçma bir beklentimden bahsetmek istiyorum: Eğer Akademi’nin poposu yerse, filmdeki yardımcı kadın oyuncu, kadın Avatar’a, Zoe Saldana isimli siyahi aktristin oynadığı sanal karaktere verirler Oscarı… Ama yemez. Bir sahne var babasının yaralandığını gördüğü. Oradaki ani ağlama krizi inanılmaz. Yönetmen sanırım böylesi durumlarda belli ediyor kendini.
Büyüksün Cameron deyip tekrar tekrar seyretmek düşüyor bize… Ben üstüme düşeni birkaç kez daha yapacağım.
Bu arada çocuklarınıza söyleyin çizgi film Avatar ile bu filmin alakası yok. Yakın bile değil.
Son bir not: Avatar sizin kullandığınız küçük resimlere verilen isim değil. Cennetten dünyaya inen anlamında kullanılıyor. Tanrısal varlıkların ete kemiğe bürünmüş hali. Hristiyanlığın birçok kesiminde Tanrı kastedilerek kullanılıyor.



