Ölen onlar değil bizim çocukluğumuz
Üstümüzde siyah ve buruşuk tişört… Ayağımızda pis olması gereken ama annemiz tarafından paso yıkanıp kolalanan kot. Beyaz çorap ve spor ayakkabı. Cebimizde walkmanin sesi sonuna kadar açık. Kulak zarları muhallebi kıvamına gelmiş. Sevgili yok, kız arkadaş yok ama biz rockçıyız. Kulağımızda elektrogitar var koymaz bize… Bangır bangır Gary Moore dinliyoruz. Pis pis bakmaya çalışıyorsak da 80′lerin temiz yüzlü çocuğuyuz. Bir tişört değişimiyle Küçük Emrah filmlerinde bile oynarız.
Bugün tertemiz jilet gibi takım elbiselerle, o zamanlar lan ne araba bunlar dediğimiz arabalarla kübiklerin arasında poz attığımız işe gidip gelirken dijital müzik çalar ve telefonlardan gelen ses hala Gary Moore. Şimdi herkese güleryüz gösterip aldığımız maaşı haketmeye çalışıyoruz. Ama onun gitarı o zamanki suratsız halimizin hatırlatıcısı…
Sonra internette poz attığımız sitelerin birinde bir yazı çıkıyor gece huzurlu uykusunda ölmüş Gary Moore diye. Suratımı asıp onun şarkılarını açıyorum. Kulaklığı takıyorum ama walkmene değil, çok para verdiğim bilgisayara… Düşünüyorum. 80′ler gözümün önünden geçiyor. O zamandan bu zamana yaşadığım şeylerin ilerleme mi gerileme mi olduğunun hesabını yapmaya çalışıyorum. Bilanço hep bir yerde açık veriyor.
Biraz daha dikkatli bakınca ölenin Gary Moore olmadığını anlıyorum.
No related posts.
Shortlink:



