Şair burda bayrağa seslenmiş…
Biz küçükken 12 Eylül darbesi olmuştu. Tam o yıllarda Atatürk de 100 yaşına girdiği için okullarımızın en sevilen aktivitesi şiir okumak, ama bunu yaparken de bunu da bağıra bağıra yapmaktı. Kim en çok bağırarak şiir okursa onun okuduğu daha makbul olurdu. Müdür ve öğretmenlerimiz de mutlaka kızararak şiir okuyan bu kardeşimizin başını okşar hatta çok duygulanırlarsa yanaklarından öperlerdi.
O zamanlar kimse bize okuduğumuz şiirin anlamını sormaz, bunu bilmemizi de beklemezdi. Biz bağırandık, öteki öğrenciler orada bunu dinleyendi. Şair bir anlam vermişti şiire ama biz neden dinleyen büyüklerin gözlerinin dolduğunu bilemezdik. Öğretmenimiz şiiri bize anlatmak açıklamak istediğinde “şair burda bayrağa seslenmiş” der geçiştirirdi. Biz de ne bilelim tamam der otururduk.
Aradan onlarca yıl geçti. Bugün aynı ülkede farklı zamanlar yaşıyoruz. Önümüze interneti koymuşlar, oradan farklı yazılar ve konular seçerek okuyor birbirimize gönderiyoruz. Hele sosyal medya güzelliğinin içinde gönderim yaparken herkes bizim bulduğumuz (başkası tarafından yazılmış olması farketmez genelde bu yazılar bulanındır) yazı beğenilsin diye aynı küçüklüğümüzde yaptığımız şeyleri uyguluyoruz: Konuyu abartıyor, konuyu en çok beğenen insanların gruplarına özel notlar yazıyoruz. “Bu ülkede demokrasi kalmamış, bu ülkede teknoloji bitmiş sürünüyor, tuttuğumuz takım çok kötü oynuyormuş…” Bunları anlatırken damarlarımız şişiyor, yüzümüz kızarıyor. Çoğu zaman esas bilginin içinde neden bahsediliyor pek bilemiyoruz. Birileri başımızı okşasın hatta duygulanıp yanaklarımızdan öpsün de motive olalım istiyoruz.
Haberin kendisinde aslında pek bir şey yok. Şair hepi topu bayrağa seslenmiş. Ama biz bu seslenmeyi farklı insanlar bizi beğensin diye kullanmaya çalışıyoruz. Kendi duygularımızı dile getirsek, kendi fikirlerimizi yazsak… Belki çok daha iyi olacak ama ülkemizde bize böyle öğretmemişler. Tamam hepimiz bir bayrak şiiri yazacak kapasitede değiliz. Belki bu kadar farklı bayrak şiiri de yazmak gerekmiyor. Ama düşünsenize 12 Eylül darbesinin hemen ardından küçük bir kız bayrağı ne kadar sevdiğini kendi cümleleriyle anlatmış olsa herşey ne kadar daha güzel olurdu…
Bugün bun yapabilecek bir internet forvırdçımız var mı?
İlgili yazılar:
- Türk Diktatör İletişimi Antoine de Saint Exupery, herkesin hayran olduğu Küçük Prens romanında...
Shortlink: