Sansürlü bir hafta sonunun basın anatomisi

3 Haziran 2010 Perşembe günü internet dünyası Google’ın bazı hizmetlerinin çalışmamasıyla çalkalandı. Rivayet oydu ki devletimiz, TİB kanalıyla internete yeni bir dalga sansür daha getirmişti. Youtube olayının arkasından bu kabul edilemezdi. Buna karşı bir an önce önlem alınmalıydı.

Cuma günü Yeni Şafak Gazetesi konuyla ilgili hayata geçirilen Anadolu Ajansı kaynaklı Google’a Erişim Yasağı başlıklı haberde “Google’a erişim yasağı Telekomünikasyon iletişim Başkanlığının (TİB) kararıyla Google’a ait bazı IP’lere (internet Protocol Address), “hukuksal nedenlerden dolayı” erişimin engelleneceği öğrenildi” dendi. Hemen ertesi gün olayın boyutları biraz daha belli olunca Yeni Şafak kendi haberini “‘Google engellenmedi Youtube IP’leri güncellendi” şeklinde düzeltti.

Köşe yazarları 5 haziran’dan itibaren konuya giriş yaparak sert ve iktidar karşıtı yazılar yazmaya başladılar. Vatan gazetesinde Mutlu Tönbekici “Kurtarın interneti bunların elinden!” başlıklı yazısında çok ağır ifadeler kullandı: “Vatandaşı çoksun, batsın, İflas etsin, sonra kendini köprüden atsm diye BU KADAR uğraşan TC.’den başka bir devlet daha var mıdır acaba merak ediyorum. İki gündür devletin ağır bir kazığını yemiş bulunuyoruz. TlB (Telekomünikasyon iletişim Başkanlığı) denilen kurum, YouTube yasağını ağırlaştırmak için yeni bir yola girdi. Zira bildiğiniz gibi bundan önceki yasaklar DNS tabanlı erişim yasaklanyla. DNS numaranı değiştirdiğin anda yasak masak vız gelip tırıs gidiyordu. Recep Bey de netekim bu yöntemi kullanıyordu. (Intemete kaçak girmek zorunda olan bir başbakanımız var. Bu ne rezalet yahu..) Bunu iki yıl sonra fark eden TİB, Internet servis sağlayıcılarına yeni bir uygulama getirdi. Bundan sonra DNS tabanlı erişim engeli yerine IP tabanlı erişim engelleri gelecek. Öyle DNS numaranı değiştirip yurtdışından giriyormuş gibi yapamayacaksın. (Recep Bey, siz de!)” Vatan gazetesi yine aynı sayfalarında sıra Google’da başlığıyla konu hakkındaki korkularını dile getirdi.

Aynı gün Şeref Oğuz, Sabah gazetesinde yazdığı yazının başlığını Vatana İhanet Sürüm 2.0 koyarken “Günde l milyar insanın her sorduğuna bir cevap yetiştiren Google, sanal dünyayı “etkin” kullananlarımıza “farklı açılımlar” sunabiliyor. Hal böyle iken Google’a getirilen engeller, yüzde 95′i sanallaşmış Türk şirketlerini “sabote” ederek kendi ekonomisine ihanet ediyor” dedi.

Aynı gün Milliyet, Hürriyet ve HaberTürk de yaklaşık tam sayfa haberlerle Google konusunu masaya yatırarak konuyla ilgili en yetkin muhabir kadrosuyla çok geniş haberler işlediler. Haberlerin başlıklarının tamamı Google’ın sansürlendiği, bu yapılanın tasvip edilemeyeceği yönünde odaklandı. Gazeteler konuya kelimenin tam anlamıyla sıfır tolerans yaklaşımı sergiledi.

6 Haziran Pazar gününe geldiğimizde köşe yazarları artık olayı iyice ele almıştı. Vatan Gazetesi’nden Mustafa Mutlu Google’a erişimi kapatmak dünyaya erişimi kapatmaktır derken Yine Vatan Gazetesi’nden Selahattin Duman bildik üslubuyla yazısına “Bilgi Bize Lazım Değil Google Hiç Değil” başlığını atarken “Allah Google denilen gizli teşkilatı çökerten “Bilgi Teknolojileri ve iletişim Kurulu” nün zeyrek üyelerine kuvvet versin…” dedi.

Genelde sert üsluptan uzak durmaya çalışan Sabah Gazetesi başyazarı Mehmet Barlas bile konuya “Böylesine sürrealist bir yaşam toplumları yormaz mı?” başlığıyla yaklaşırken yazısının bir bölümünde “Bilişim Çağı’nın en etkili aracı olan internete ulaşımı kolaylaştırmak için var olmaları gereken “BTK” (Bilgi Teknolojileri ve iletişim Kurumu) ve “TlB” (Telekomünikasyon iletişim Başkanlığı) gibi kamu kurumlarının internet sansürcülüğüne soyunmaları da, gerçek-ötesi bir durum değil mi? Ama bu konudaki en çarpıcı durum, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün bu sansürcülüğe gösterdiği tepkiydi. ileride etkili olurlarsa Gül Yozgat’ta gazetecilere şöyle konuşmuştu: “-Ben Türkiye’nin YouTube’u yasaklayan, Google’a erişilemeyen ülke kategorisinde gözükmesini istemem. Yasal problemler çıkıyorsa muhakkak bunları aşmanın yolunu bulmak gerekir.” dedi.

Ankara’dan yazan gazetecilerin sözcülüğünü Pazar günü HaberTürk köşe yazarı Muharrem Sarıkaya üstlendi: “Youtube Gerçeği” başlıklı yazısında Sarıkaya olaya Google’ın Türkiye’ye vergi vermemesinden girdi, Atatürk’e hakaret konusunun nereden çıktığıyla devam etti ve yazısını şu sözlerle bitirdi: “Washington yönetimi istedi diye Bin Ladin ile ABD askerlerinin yaptıklarına ilişkin bazı görüntüleri çıkardınız. Bir ülkenin kurucu liderine ve bayrağına ağır hakaret içeren görüntüleri kaldırmanız mı sansür oluyor?”

Yurtsan Atakan internet ortamında başlattığı kampanyaları gazete köşesine taşıyıp yasaklara yeter derken Sabah gazetesinden Mevlüt Tezel Youtube’a konan yasağı haklı bulan Atatürk’e laf söylenmesinin cezalandırılması gerektiğini belirten bir yazı kaleme aldı. Radikal Gazetesi’nden Serdar Kuzuloğlu “Bu Ülkeyi Google mı Yönetiyor” yazısında iğneleyici bir biçimde Ulaştırma Bakanı’na atıfta bulundu:  Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın da dediği gibi “Bu ülkeyi Google mı yönetiyor?” Bütün bu toz bulutu içinde asıl hedefin insanların ifade ve eleştiri özgürlüğünü kısıtlama, yaşam alanlarını daraltma olduğunu kimse farkedememiş, ne gam? Atatürk diyoruz (Boru değil, Pakplast) Koca internet yavaş yavaş içine kapanıp intranet olmuş, millet işi gücü bırakıp DNS, İP, VPN, proxy gibi teknik taklalardan medet umar hale gelmiş, internet sektörü günlerce kontak kapamış, her şey alt üst olmuş ne gam? Söylenecek çok şey var gibi dursa da en acısı ‘hepsi de söylendi’. Bize anca şuku vermek kalıyor. Onu da verdim gitti!”

No related posts.

Shortlink:

Posted by on 07/06/2010. Filed under Dijital PR, Düşünü.Yorum, e-turkiye.net, Yazı.Yorum. You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0. You can leave a response or trackback to this entry

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>