Türkçülüğün neyle alakası yok?

Ziya Gökalp, 1923 yılında uzun yıllar üstünde çalıştığı Türkçülüğün Esasları kitabını yayımladı. O zamanın şartlarıyla Türkçülüğün ne olduğunu anlatmaya çalıştı. Ben tersinden gidiyor ve onun eseri içinde Türkçülüğün ne olmadığı anlatan bölümleri sizinle gelecek tartışmalara yön vermesi anlamında alıntılarla sunmak istiyorum.

  1. Irkçılık değildir. Zira ırk kelimesi, gerçekte zoolojinin bir terimidir. Her hayvan türü anatomik özellikleri açısından birtakım tiplere ayrılır.
  2. Kavmi Türkçüler de, milleti kavim ile karıştırırlar. Kavim, aynı anadan, aynı babadan üremiş, içine hiç yabancı karışmamış aynı kandan bir topluluk demektir. Hâlbuki toplumlar tarih öncesi zamanlarda bile, kavmiyetçe saf değildiler.
  3. Coğrafi Türkçülere göre, millet, aynı ülkede oturan halkların toplamı demektir. Hâlbuki İran’da Fars, Kürt ve Türk’ten ibaret olmak üzere üç millet; İsviçre’de Alman, Fransız, İtalyan’dan ibaret olmak üzere yine üç millet; Belçika’da aslen Fransız olan Valon’larla, aslen Cermen olan Flamanlar vardır. Büyük Britanya adaların da ise Anglo-Sakson, İskoçyalı, Galli, İrlandalı adlarıyla dört millet vardır. Bu çeşitli toplulukların dilleri ve kültürleri birbirinden ayrı olduğu, için hepsine birden millet adanı vermek doğru değildir.
  4. Osmanlıcılara göre, millet, Osmanlı İmparatorluğu’nda bulunan vatandaşları içine alır. Hâlbuki bir imparatorluğun bütün vatandaşlarını bir tek millet saymak büyük bir hatadan ibaretti. Çünkü bu birbirine karışmış topluluğun içinde, ayrı kültürlere sahip birçok millet vardı.
  5.  İslam Birliği taraftarlarına göre, millet, bütün Müslümanların toplamı demektir. Aynı dinde bulunan insanların bütününe ümmet adı verilir. O halde, Müslümanların bütünü de bir ümmettir. Yalnız dilde ve kültürde ortak olan millet ise bundan ayrı bir şeydir.
  6. Fertçilere göre, millet, bir adamın kendisini ait hissettiği herhangi bir toplumdur. Gerçi, bir fert, kendisini görünüşte şu veya bu topluma bağlı saymakta özgür sanır. Oysaki fertlerde böyle bir özgürlük ve bağımsızlık durgularla yoktur. Çünkü insandaki ruh, duygularla düşüncelerden oluşmuştu. Yeni psikologlara göre, duygu hayatımız asıldır, düşünce hayatımız ona aşılanmıştır.

No related posts.

Shortlink:

Posted by on 02/08/2010. Filed under Düşünü.Yorum. You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0. You can leave a response or trackback to this entry

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>