Yemek Sepeti’ndeki hainler

İsa’nın son yemeği insanylık tarihinin en bilindik ikonlarından biridir. İsa bu son yemeğinde havarilerine içinizden biri beni inkar edecek, birisi bana hainlik edecek, birisi beni reddedecek öngörüsünde bulunmuştur. Tabii ki bu öngörü doğru çıkmıştır. Bu yazı için fikir geliştirirken bende direkt olarak bu son yemek çağrıştı…

Yemek Sepeti Türkiye’nin kendi içinde yarattığı en büyük, orijinal ve nevi şahsına münhasır başarı öykülerinden biridir. Evden yemek ısmarlama olayını Türkiye’nin dört bir yanına yaymıştır. Benim karnımı yıllardır doyurmaktadır. Çok temiz ve doğru hizmet vermektedir. Evde nereden ne ısmarlayayım polemiğini ortadan kaldımış, en iyi restoranları seçebilmeme olanak vermiştir. Kurulduğu günden beri kullandığım, internetimin vazgeçilmez bir parçasıdır.

Yemek Sepeti sayesinde benim aslında önünden geçmeyeceğim, hatta yerini bile bilmediğim restoranlar benden para kazanmaya başladı. Hiçbir pazarlama bütçesi kullanmadan benim evime yüzlerce binlerce liralık yemek getirdiler. Onların kendi iç ekonomisini geliştirmelerine katkıda bulundu bu basit fikirli site. Sadece benim değil onların da karnını doyurdu.

Ne var ki insanlar her zaman olduğu gibi küçük düşünmeye başladılar. Eve yemek ısmarladığım, Yemek Sepeti sayesinde kapı adresimi bulabilen bu acayip insanlar kapımdan içeri promosyonlarla girmeye başladılar. Hemen her gelen yanında bir kitapçık getirerek “abi neden oradan ısmarlıyorsun bundan sonra bizi direk ara” demeye başladı. Neden? Çünkü Yemek Sepeti’ne minicik ücretler komisyonlar veriyorlar. Büyük pazarlama bütçelerini müşteri başına küçük ödemelere bölmüş durumdalar. Türkiye’nin ihtiyacı olan pazarlama imkanını aptal küçük paralara bölüyorlar.

Bu küçük düşünen küçük şirketler hainler. Aynı İsa’nın son yemeğindeki gibi onlara varlık sebebi yaratan kuruma ihanet etmekten kaçınmıyorlar. Siz sanıyor musunuz arada Yemek Sepeti olmasa ben sizden kırıntı ısmarlarım? Siz sanıyor musunuz o site olmasaydı ben sizi bulabilirdim? Ne kadar çok para veriyor olabilirsiniz ki? Bu hainliğinize değer mi?

Türkiye’de iş kurmak için mutlaka çakal ya da çakalsavar mı olmak gerekiyor?

İnsanın gerçekten çok canı sıkılıyor eğer bir de internetle uğraşıp o ortamın gelişmesi için çaba gösteriyorsa…

İlgili yazılar:

  1. Yeni Rakı’nın eski reklamı Saf Türk içeceğinin özel sektöre devrinden sonra pazarlama çabaları büyük...
  2. Cehenneme giden yol kanaat önderleriyle döşelidir Eskiden Türk filmlerinde fakir ama gururlu gençler olurdu. Bu fakirler...
  3. Gerçeği yalnızca gerçeği söyleyeceğime… Virüs gibi yayılan kampanyalara viral kampanya deniyor. Siz bir yerden...

Shortlink:

Posted by on 22/05/2010. Filed under Dijital PR, Düşünü.Yorum. You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0. You can leave a response or trackback to this entry

2 Responses to Yemek Sepeti’ndeki hainler

  1. Sevgiler… Bu değerleri zor yaratıyoruz o çapulcu restoranlara yedirmem yemek sepetini

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>